Açılış Sayfam Yap|Favorilerime Ekle
 

EyyupGUVEN.Com Hoşgeldiniz.

 
Eyyup GÜVEN » Arşiv- Haziran 2014 Yıl

DTK HALKLAR VE İNAÇLAR

Ekleyen: eyyüp Tarih: 17-06-2014, 23:46
DTK HALKLAR VE İNAÇLAR
DİYARBAKIR (DİHA) - DTK Halklar ve İnançlar Komisyonu öncülüğünde bir araya gelen inanç grupları, Lice'de yaşanan katliamı kınamak ve direnişe destek vermek amacıyla Lice'nin Cellik bölgesinde kurulan çadırı ziyaret etti.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Halklar ve İnançlar Komisyonu öncülüğünde Süryani, Arap, Êzidi, Ermeni, Din Alimleri Derneği, Pir Sultan Abdal Derneği, Diyarbakır Şubesi yöneticileri, Lice'deki katliamı kınamak amacıyla Cellik bölgesinde bulunan direniş çadırını ziyaret etti. Burada kısa bir açıklama yapan DTK Halklar ve İnançlar Komisyonu Sözcüsü Fevzi Köz, Lice direnişinin devam ettiğini ifade ederek, Kürdistan'daki tüm renkler ve inançlar ile burada olduklarını belirtti. Çözüm için Lice bölgesine geldiklerini belirten Köz, "Barışa hizmet etmek için buradayız. Bir buçuk yıldan bu yana Sayın Abdullah Öcalan'ın desteği ile süreç yürüyor. Ama buna rağmen çatışmalar ve ölümler var. Biz bu çatışmaların olmasını istemiyoruz" şeklinde konuştu.

'İslam dini barış dinidir'

Dua okuyarak konuşmasına başlayan DİAY-DER sözcüsü Süleymanê Tori, İslam dininin barış dini olduğunu Kürt, Türk, Arap ve diğer unsurlardan herkesin burada olduğunu ifade etti. Kuran-ı Kerim'de de açıkça savaş, katliam ve öldürmenin haram olduğunu belirtildiğini dile getiren Tori, Lice'de askerler tarafından iki yurttaşın katledilmesini de kınadı. Tori, kadınları ve çocukları öldürmenin tüm savaşlarda en çirkin olan şey olduğunu belirterek, Kuran'da bunun yasaklanmış olduğunu ifade etti. İslam dinin barış dini olduğunu belirten Tori, kendilerinin de barış istediğini söyledi.

'Kürtler sadece barış istemektedir'

Daha sonra konuşan Mardin Halklar ve İnançlar Komisyonu Sözcüsü Eyüp Güven, cennet bahçesinde tüm inançların bir arada yaşadığını belirterek, Mezopotamya'nın tüm dinlerin bir arada yaşadığı topraklar olduğunu belirtti. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın bir süreci başlattığını belirten Güven, sürecin devam etmesi gerektiğini belirtti. Burada yaşanan katliamların Kürt halkına yönelik olduğunu dile getiren Güven, "Kürtler sadece barış istemektedir. Biz hiçbir annenin ağlamasını istemiyoruz" dedi.

'Biz halkımız için barış, özgürlük ve huzur istiyoruz'

DİAY-DER Başkanı Hadi Koç ise, kanın dökülmesinin en zor şey olduğunu belirterek, tüm inançlara saygılarının olduğunu, ancak yapılan zulme karşı herkesin karşı çıkması gerektiğini ifade etti. Herkesin birlik olması gerektiğini kaydeden Koç, "Cumhuriyetten bu yana defalarca isyanlar ve başkaldırılar oldu. Bu halk defalarca katledildi. İnanan insanlar bilir ki zulüm edenin sonu cehennemdir. Biz halkımız içi barış özgürlük ve huzur istiyoruz" dedi.

AMED TEMATİK FORUM KONUŞMASI

Ekleyen: eyyüp Tarih: 4-06-2014, 13:35
AMED TEMATİK FORUM KONUŞMASI
AMED TEMATİK FORUM KONUŞMASI

2015-2019 STRATEJİK PLANLAMA SÜRECİ TEMATİK FORUM KONUŞMASI
Büyük usta Yaşar Kemal bir konuşmasında, "Dünyanın şimdi başı belada. Dünyamız şimdi tek kültürlü bir dünyaya doğru başını almış gidiyor. Bu, insanlığı insanlıktan çıkaran bir durumdur. Tek kültürlü bir dünyada insanlığın halini göz önüne getirelim: Tek çiçeğe kalmış, tek renge, tek kokuya kalmış bir insanlık ve tek dile kalmış bir dünya" demişti, hepimizin endişelerini paylaşarak. Çok renkli, çok sesli, çok şekilli, çok boyutlu, ince-uzun, ağır-hafif, hareketli-hareketsiz, büyük-küçük, sert-yumuşak… Sayısız varlığı barındıran bir dünyada yaşıyoruz. Renkleri, dilleri, kültürleri, kimlikleri, inançları ve yaşam tarzları farklı olan, yüzlerce halktan oluşan bir türün üyesiz. Birbirinden farklı onlarca etnik ve inanç topluluklarının yaşadığı bir dünyada bin bir çiçekli bir bahçe gibiyiz. Bu, bir yük veya fazlalık değildir. Aksine zenginliktir. Canlılıktır. Yaşama sevincinin kaynağıdır.
Renkleri, dilleri, kültürleri, kimlikleri, inançları ve yaşam tarzları farklı olan onlarca halkın yaşadığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Medeniyete beşiklik etmiş, tarihin akışını değiştirmiş, coğrafyası ve iklimiyle hayatın en zengin, güzel ve tutkulu yaşandığı bir yer olan Ortadoğu, maalesef aynı zamanda en kanlı ve acımasız savaşların, soykırımların da yaşandığı bir coğrafya. Onlarca farklı etnik ve inanç topluluklarının bir arada, barışçıl şekilde yaşadığı bir yer olan Ortadoğu bu yönüyle de bir halklar mezarlığı. Bugün Irak’ta, İran’da, Suriye’de, Lübnan’da, Filistin’de, Libya’da ve daha birçok yerde yaşanan katliamlar bunun somut göstergesi. Çok uzağa gitmeye gerek yok, üzerinde yaşadığımız Kürdistan coğrafyasında yıllardır yaşanan dramlar bu acı gerçeğin en büyük tanığı. Aslında yaşanan halklar arası bir savaş değildir, kirli çıkarlar peşinde koşan iktidarların senaryosunu yazdığı ve yönettiği, bazı kesimlerin ise bir figüran olarak yer aldığı bir oyun bu. Acımasız ve kanlı bir oyun. Bugün Rojava’da olanlar bunun açık bir kanıtı. Çeşitli istihbarat teşkilatlarının taşeronu olan, her biri dünyanın başka yerlerinden kiralanmış, kana susamış çetelerin Rojava’da yaşayan çeşitli halklara amansızca saldırması, katliamlar gerçekleştirmesi, kesinlikle halklar-arası bir savaş olarak görülemez. Zira Kürdüyle, Arabıyla, Ermenisiyle, Süryanisiyle, Türkmeniyle, Çeçeniyle, Ezidisiyle, Alevisiyle, Hıristiyanıyla ve daha birçok etnik ve inanç topluluğuyla bir halklar mozaiği olan Rojava’daki birlik ve beraberlik bunun böyle görülemeyeceğini tartışmaya mahal veremeyecek şekilde ortaya koymaktadır.
Kuzey Kürdistan’da onlarca yıldır yaşanan savaşlar da yine halklar-arası savaş olarak görülemez. Öyle olsaydı Kürdistan cansız bedenlerden geçilmezdi, Dicle ve Fırat kandan kıpkırmızı kesilirdi. Evet, geçmişte bu coğrafyalarda çok acı olaylar yaşandı, soykırımlar oldu. Ama unutulmamalıdır ki yüzyıllar boyunca halklar barışçıl şekilde, birlikte, iç içe de yaşadılar. Bugün Mardin’de Kürtlerin, Süryanilerin, Arapların, Ermenilerin ve Çeçenlerin barış içinde bir arada yaşaması başka neyle açıklanabilir? Keza Kürdistan’ın başkenti Amed’de de Mardin’de olduğu gibi birçok etnik ve inanç topluluğunun bir arada yaşaması, yapılan katliamların halklar-arası bir savaşın sonucu olmadığını gösteriyor. Bizce Amed sadece Kürdistan’ın başkenti değildir; Amed aynı zamanda halkların barışçıl ve demokratik bir şekilde bir arada yaşamasının teyit ve teşvik edildiği coğrafyanın da başkentidir. Amed çokluğun ve farklılığın en güzel biçimde yaşandığı, herkesin özgünlüklerini koruyarak eşitçe ve özgürce yaşama dâhil olduğu kenttir.
Amed Büyükşehir Belediyesi’nin “İnançlar ve Azınlıklar” başlığı adı altında böyle bir forum düzenlemesi Kürdistan Özgürlük Hareketinin eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik yapısını ortaya koyduğu gibi, Amed’de yaşayan tüm etnik ve inanç topluluklarının kendi kendilerini yönetme ve kentlerinin geleceğini belirleme noktasında etkin birer aktör olduğunu ve bunun böyle görülmesi gerektiğini de göstermektedir. Amed halkı olarak kendi kendisini yönetme de ve geleceğini belirleme de herkes eşit hakka sahiptir ve herkes aynı düzeyde bununla yükümlüdür. DTK Halklar ve İnançlar Komisyonundan da aynı bilinçle ve duyarlılıkla hareket etmelerini bekliyoruz. Hangi etnik veya inanç topluluğundan olursa olsun, hiç kimse kendisini bir misafir, bir yabancı ya da gözlemci olarak görmemelidir. Amed herkesin evidir ve bu evde herkes eşit haklara sahiptir. Evle ve evin içiyle ilgili herkes eşit derecede sorumludur. Amed halkların bir arada, barış içerisinde yaşamasının teminatıdır. Eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasinin başkentidir.
Bu yüzden biz Mezopotamya’da yaşayan halklar olarak, İnsanın insan olma gereklerini yerine getirmek isteyen her kesimin aşağıda belirtilen istem ve taleplerimizi göz önünde bulundurarak en samimi ifadelerle yerine getirmesini isteriz.
01- çok dilli belediyeciliği, bütün Mezopotamya coğrafyasında hayata geçirilmesi.
02-coğrafyamızda bulunan bütün yerel dillerin pratikte kullanılması
03-Çok dilliliği hayata geçirebilmek için belediyelerimizde akademik düzeyde gençlerimizi istidam ettirilmesi.
04-Kaybolmaya yüz tutmuş halkların, kültürü ile ilgili geniş kapsamlı uluslar arası bir sempozyumun yapılması
05- Son 30 yıldır devam eden çatışma süresince yakılan, yıkılan ve boşaltılan köyler, kilise ve manastırların onarılması, turizme kazandırılması
06- Mezopotamya halklarının köylerine geri dönüşü için sosyal ve ekonomik projelerin gerçekleştirilmesi göçe zorlanan ailelerin köylerine geri dönmeleri için gerekli imkânların sağlanması.
07-Türkçeye çevrilmiş, bölgedeki Ermeni, Süryani, Ezidi, Arap,Mihellemi ve Kürt köyleri ile yerleşim alanların eski isimlerinin iade edilmesi.
08- Halklara ait taşınmazların büyük bir kısmı, köy boşaltmalarından sonra, çoğu kadastro çalışmaları ile devlet tarafından devlete yakın Kürt komşularımızın adına kaydedilen bu taşınmazlar iade edilmesi.
09- Mezopotamya’da yerleşik olarak yaşayan halkların tarihi ve kültürü hakkında objektif bir şekilde tanıtıcı materyallerin farklı dillerle yayınlanması ve seminerlerin verilmesi.
10- Devletin okullarında on yıllardır halkları ötekileştirmek amacıyla din kültürü ve ahlak bilgisi adı altında öğrencilere okutulan Hıristiyanlıkla ilgili oluşturulan yanlış algıyı ortadan kaldırmak adına Hıristiyanlık inanışı ile ilgili Hıristiyan din adamlarıyla bir araya gelerek seminerlerin yapılması.
DTK
HALKLAR VE İNANÇLAR KOMİSYONU





 


DataLife Engine